<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okul Öncesi Yazarlar Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.okuloncesi.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuloncesi.gen.tr</link>
	<description>Hep Bir Adım Önde...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jun 2011 10:21:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ANİMASYON AKTİVİTELERİNE KATILAN ÇOCUKLARIN SOSYAL GELİŞİMLERİNDE MEYDANA GELEN POZİTİF DAVRANIŞLAR</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/akademisyenler/sebnemtelci/animasyon-aktivitelerine-katilan-cocuklarin-sosyal-gelisimlerinde-meydana-gelen-pozitif-davranislar.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/akademisyenler/sebnemtelci/animasyon-aktivitelerine-katilan-cocuklarin-sosyal-gelisimlerinde-meydana-gelen-pozitif-davranislar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 10:55:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şebnem TELCİ]]></category>
		<category><![CDATA[ANİMASYON AKTİVİTELERİNE KATILAN ÇOCUKLARIN SOSYAL GELİŞİMLERİNDE MEYDANA GELEN POZİTİF DAVRANIŞLAR]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi animasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Öğrt. Görv. Şebnem TELCİ, Öğrnc. İ. Burak SEZGİN ÖZET Modern dünyada yaşamını sürdüren genç nesil iletişim açısından farklılık yaşamaktadır. Teknolojiyi odak alan gençler, gerçek hayatın dışına çıkmaktadırlar. Bu olgu, sosyalleşmelerinde olumsuz yönde etkilemektedir. Teknoloji, amaç değil araçtır. Sosyal aktivitelerin ise ayrıştırıcı özelliği bulunmaktadır. Bu çalışmada çocukların katıldıkları animasyon etkinliklerinin onlara sağladığı kazanımlar sayesinde çevresiyle iletişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/animasyon.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-328" title="Okul Öncesinde Animasyon Etkinlikleri" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/animasyon.jpg" alt="" width="600" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Öğrt. Görv. Şebnem TELCİ, Öğrnc. İ. Burak SEZGİN</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
</strong></p>
<h2>ÖZET</h2>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Modern dünyada yaşamını sürdüren genç nesil iletişim açısından farklılık yaşamaktadır. Teknolojiyi odak alan gençler, gerçek hayatın dışına çıkmaktadırlar. Bu olgu, sosyalleşmelerinde olumsuz yönde etkilemektedir. Teknoloji, amaç değil araçtır. Sosyal aktivitelerin ise ayrıştırıcı özelliği bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada çocukların katıldıkları animasyon etkinliklerinin onlara sağladığı kazanımlar sayesinde çevresiyle iletişim kurarak, sosyal bir insan olma yolunda pozitif yönde ilerlediği göz önüne getirilmek istenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada litaretür taraması ve görüşme yöntemiyle bulgular saptanmıştır. Görüşme yöntemi ise 2 ailelerle birebir olarak yapılmıştır. Litaretür taramasında elde edilen bulgular tablo şeklinde ekte belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak yeni neslin önemli bir sorunu olan sosyal olamama olgusunu ortadan kaldırmakta çocuk animasyonlarının büyük pay sahibi olduğu ortaya çıkmıştır. Gençlerde katıldıkları animasyon etkinlikleri sayesinde gelişen öz güven ve yardımlaşma duygusu onları istemeden de olsa toplumun bir parçası haline getirmekte ve onları çocuk çağlarında toplumla bütünleşen bireyler haline getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Çocuk, Animasyon, Sosyalleşme, Gelişim, Toplum, Teknoloji</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-327"></span></p>
<h2>GİRİŞ</h2>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Günümüzde animasyon ve animatörlük kavramı, yüzeysel, “şaklabanlık” diye nitelendirilen eğlence kavramı ile karıştırılmamalıdır. Animasyon kavramının gerçek tanımı; turizm işletmelerince turistlere yönelik olarak düzenlenen, turistlerin katılımıyla veya izlemesiyle gerçekleşen ve onlara psikolojik, zihinsel, sosyolojik, fiziksel güç kazandıran boş zaman değerlendirme etkinlikleridir. Animasyon genel tanımıyla boş zamanları değerlendirmek, özel günlere önem katmak amacıyla gerçekleştirilen ve izleyenlere de, katılanlara da psikolojik, zihinsel, sosyolojik, fiziksel güç ve motivasyon kazandıran aktivitelerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Günümüzde, çocuklarda sokak oyunları kavramı ortadan kalkmıştır. Yaşanan, olumsuz hayat şartları, hırsızlık, yan kesicilik, çocuk kaçırma vb. olumsuz olaylar,  sosyal hayatı da etkilemektedir. Evlerde var olan şartlarla gelişimini tamamlayan çocuklar haklı olarak okul çağlarında okula ve çevreye uyum sağlayamamaktadır. Topluma katılacağı güne kadar evinde bilgisayar, bebek, araba ile oynayan çocuklar birlikte yapacağı aktivitelerde yardımlaşmayı ve paylaşmayı tam olarak anlayamadıklarından dolayı büyük sorunlar yaşarlar. Bu sorunlar onların ileriki yaşamlarına olumsuz olarak büyük etki eder. Fakat çocuklarımızın yaşıtlarıyla beraber emniyetli ve sağlıklı ortamlarda meydana gelen animasyon aktivitelerinde bir araya getirir ve onların toplum içinde gelişen bireyler olmasını sağlarsak çocuklarımızı kendisini ve çevresini tanıyan, uyum sorunu yaşamayan, kendisini toplum içinde en iyi şekilde anlatabilen, kendisine ve çevresine güveni tam olan bireyler olarak yetişmelerine yardımcı oluruz.  Ancak bu şartlarla çocuklarımızı en az hata ve zararla topluma kazandırabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çocukluk diye adlandırılan dönemde bireyler fiziksel ve sosyal olguları açıklamak için gerekli dil ve kavramları öğrenir. Eğer bu dönemde yanlış ortamda bulunursa bireyler bulunduğu yanlış ortama kendisine doğru olarak benimser ve topluma aykırı sadece belli bir kesime uyum sağlayan bireyler haline gelirler. Fakat bu dönemde onların gelişimlerine uygun animasyon aktivitelerine katılırsa izlediği yada canlandırdığı toplumla aynı hedefe sahip kahraman gibi olmaya çalışır. Bu yönde gelişen bireyler gerçekte var olan ve yaşan doğru yanlışı bilir bunlara göre hareket eder (ÖZER, 2001).</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Animasyon ve rekreasyon kavramını bilen ailelerin çocukları toplum içinde kendini ifade edebilme becerisini kazandıran animasyon etkilikleri içerinde var olur ve ileride ileri de içine kapanık birey olmazlar. Yanlış yada doğru olarak varolan düşüncelerini topluma ve çevresine aktararak bunun paylaşımını yapar (BAŞARAN, 2005).</p>
<p style="text-align: justify;">
<h2>GEREÇ ve YÖNTEM</h2>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada amaç çocukların gelişim çağlarında onların gelişimlerine en uygun eğitimi almalarının sonucunda sosyal bireyler haline geldikleri gerçeğini göz önüne getirmektir. Çalışmada ortaya çıkan gerçek bireylerin bulundurduğu birikimlerin mutlaka olması gereken öz güven ve beden dilini ile dışa vurulduğu  gerçeğidir. Aksi halde bireyin iç dünyası var olan ama dışarı aktaramadığı bilgi ve birikimlerin oluşacağı görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çağımızda çocuklar için bu kadar önemli bir etkiliğin sadece geliş ülkeler farkına varmaktalar. Gelişmiş ülkeler ekonomik olarak ve çalışma saati açısında  rahat bir durumda olduklarından bu konuya daha çok önem vermektedir. Turistik amaçla ülkemizi seçen insanlar konaklama yerlerini onlara sunulan imkanlara göre belirlerler. Kendilerinin yanı sıra çocuklarının eğlenirken gelişimini sağlayacak etkinlikleri bünyesinde bulunduran işletmeler daha çok tercih edilir (HAZAR, 1999).</p>
<p style="text-align: justify;">
<h2 style="text-align: justify;">BULGULAR</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Araştırmanın bir bölümünde ailelerle yapılan görüşmeler yer almaktadır. Görüşülen ilk aileye sorulan sorular ve alınan cevaplar şöyledir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Çocuğunuzun sokakta oynamasına izin veriyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Hayır, başına bir kaza gelebilir</p>
<p style="text-align: justify;">-Çocuğunuzun  kaç arkadaşı var ve bunları tanıyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;3 tane          , evet tanıyorum aynı apartmanda oturuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">-Çocuğunuzun bir becerisini söyleyebilirimsiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Çok iyi taklit yapar.</p>
<p style="text-align: justify;">-Bu özelliğini nerede ve ne zaman  fark ettiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Anaokulu gösterileri sırasında yaptığı Tarkan taklidi çok güzeldi.</p>
<p style="text-align: justify;">-Daha önce taklit yapıyor muydu?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Hayır, hatta dans bile etmezdi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Görüşülen ikinci ailede ise sorulan sorular ve alınan cevaplar şöyledir,</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">- Çocuğunuzun sokakta oynamasına izin veriyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Hayır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Bunun nedeni nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Çünkü çevremizde oynayabileceği park yada bahçe yok, bu nedenle  çocuğumuzu onu geliştirecek faaliyetlere yönelttik. Yaz okulunu ve kış okuluna gönderiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">- Çocuğunuzun  kaç arkadaşı var ve bunları tanıyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211; Sadece çevremdekileri tanıyorum ama tam sayısını bilemiyorum çünkü gittiği her kursta çokca arkadaşa sahip oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">- Çocuğunuzun bir becerisini söyleyebilir misiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Çok hızlı koşuyor, iyi masal anlatıyor bizce en önemlisi gittiği her yere uyum sağlıyor. Şuana kadar hiç kavga ettiğini duymadın. Belki de bu sayede çok sayıda arkadaşı var ve öğretmenleri tarafından sevilen bir çocuk.</p>
<p style="text-align: justify;">-Kurslardan  önce aynı özelliklerinden söz edebilir miydiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;Hayır, çünkü bütün gün evde yaramazlık yapıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Araştırmanın diğer bölümünü ise kaynak taramasından oluşturulan verilerdir. Tablo-1 deki araştırma animasyon etkinlikleri sunan konaklama yerlerinin turistler açısından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu tabloda”Antalya Yöresine Gelen Yabancı Turistlerin Tercih Ettikleri  Konaklama İşletmelerinin Oransal Dağılımı” göz önüne getirilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">TABLO-1</p>
<table style="text-align: justify;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="247"><strong>Tercih Edilen Konaklama İşletmesi   Türü</strong></td>
<td width="257"><strong>Toplam Turist Sayısı İçindeki Tercih   Yüzdesi</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Tatil   Köyü</td>
<td width="257">52,48</td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Otel</td>
<td width="257">27,2</td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Apart   Otel</td>
<td width="257">8,58</td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Pansiyon</td>
<td width="257">7,11</td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Motel</td>
<td width="257">3,61</td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Kamping</td>
<td width="257">0,79</td>
</tr>
<tr>
<td width="247">Oberj</td>
<td width="257">0,23</td>
</tr>
<tr>
<td width="247"><strong>TOPLAM</strong></td>
<td width="257"><strong>100</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">
<h2>TARTIŞMA ve SONUÇ</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ailelerle yapılan görüşte ortaya çıkan veri çocukların günümüz şartlarından dolayı sokak oyunlarından ve çevresinde uzak büyüdükleri, bu nedenle çok az sayıda arkadaş edindikleri, kişisel becerilerinin farkında olmadıkları gerçeğidir. Çocuklar bu şartlar altında büyüdüklerinde topluma ayak uydurma gibi çok önemli bir sorunla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunun sonucunda bireyler toplumdan uzak sosyal olamayan bireyler olarak büyümektedir. Fakat farklı animasyon etkinliklerine katılan bireylerin farkında olamadıkları becerileri ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda bireyler katıldıkları animasyondaki çevreyle etkileşime geçerek paylaşımı kendisine ve çevresine güven duymasını öğrenmektedir. Bu sayede bireyler kendilerini toplumda en iyi şekilde ifade ederek toplumun bir parçası haline gelmektedir. Hem toplumdan bilgi ve beceri kazanmakta hem de topluma kendisinden duygular katmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kaynak taramaları sonucu oluşturulan  tablo-1 de ise gelişmiş toplumlarda gelişim çağında animasyon etkinliğinin ön planda tutularak çocukların en iyi ve en doğru yöntemlerle gelişimini tamamlatılması göz önüne gelmektedir. Turistik amaçla gelen bireylerin çocuklarının ve kendileri için animasyon etkinliğinin çok önemli bir unsur olduğu görülmektedir. Eğlence amaçlı bile olsa yapılacak etkinliklerin kendilerine bir şeyler katacağını düşünmektedirler. Bu nedenle turistik alanlarda tatil için gelen bireylerin her zaman kendilerine güvenerek etkinliklere katıldığı görülmektedir. Katıldıkları etkinliklerin iş, aile ve toplum ilişkilerinde her zaman pozitif etki yaptığı görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak çocukların mutlaka animasyon etkinlikleri içinde yer almaları gerekmektedir. Ancak bu sayede kendine toplum içinde yer bulan sosyal bireyler olabilirler. Toplumla uyum içinde yaşayan bireyler daima başarı olurlar. Geçmiş yaşantılarında kendini ifade edemeyen bireyler her zaman çekingen kalırlar. Bireylerin kendilerini ifade edebilmeleri için öz güven duygularına sahip ve bilgi becerisinin farkında  olmaları gerekir. Günümüz şartlarında bunu ancak çocukluk çağında oluşturacak animasyon etkinlikleri ile yapmak mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;">
<h2>KAYNAKLAR</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GÜL, G.K.</strong> <em>(2005).</em> <span style="text-decoration: underline;">Çocuklar ve Spor.</span> Bağırgan Yayımevi. Ankara</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HAZAR, A.</strong> <em>(1999).</em> <span style="text-decoration: underline;">Turizm İşletmelerinde Animasyon.</span> Detay Yayıncılık. Ankara</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZER, D.S.</strong> <em>(2001).</em> <span style="text-decoration: underline;">Çocuklarda Motor Gelişim.</span> 2.Baskı. Nobel Yayımevi. Ankara</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BAŞARAN, Z.</strong> <em>(2005).</em> <span style="text-decoration: underline;">Rekreasyon Oyunları ve Alıştırmaları.</span> Bağırgan Yayımevi. Ankara</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZERKAN, K.N.</strong> <em>(2004).</em> <span style="text-decoration: underline;">Spor Psikolojisine Giriş.</span> Nobel Yayımevi. Ankara</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Şebnem TELCİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖĞRETİM GÖREVLİSİ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/akademisyenler/sebnemtelci/animasyon-aktivitelerine-katilan-cocuklarin-sosyal-gelisimlerinde-meydana-gelen-pozitif-davranislar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİLE İÇİ İLETİŞİM</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/aynurdasdemir/aile-ici-iletisim.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/aynurdasdemir/aile-ici-iletisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 20:48:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aynur DAŞDEMİR]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesinde aile ici iletisim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[0–6 yaş döneminde ebeveynlerin bıraktığı izler azımsanmayacak kadar çoktur. Anne babayla kurulan duygusal iletişim hayatın ilk yıllarına dayanır. Minicik ellerini tuttuğunuz bu yeni cana can katabilmek adına ona sevginizi yüreğinizi verirsiniz. Hayatın ilk yıllarındaki duyarlılık duygusal gelişimindeki güçlü olma hali onu geleceğe aynı hızla taşır. Kişilik gelişiminin şekillendiği bu önemli dönemde özellikle 0-2 yaş döneminde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/aileiciiletisim.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-324" title="AİLE İÇİ İLETİŞİM" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/aileiciiletisim.jpg" alt="" width="600" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">0–6 yaş döneminde ebeveynlerin bıraktığı izler azımsanmayacak kadar çoktur. Anne babayla kurulan duygusal iletişim hayatın ilk yıllarına dayanır. Minicik ellerini tuttuğunuz bu yeni cana can katabilmek adına ona sevginizi yüreğinizi verirsiniz. Hayatın ilk yıllarındaki duyarlılık duygusal gelişimindeki güçlü olma hali onu geleceğe aynı hızla taşır. Kişilik gelişiminin şekillendiği bu önemli dönemde özellikle 0-2 yaş döneminde kendini göstermeye başlayan güven- güvensizlik döneminde anne-babaya önemli görevler düşmektedir. En önemli görev çocukla kurulacak iletişimdeki başarılı olma ya da olmama durumudur. Kurduğunuz yakın ilgi ve sevgi paylaşımlarıyla yeni bir bireyin şekillenmesine önemli katkılarınız olacağı düşünülürse yapılacak iş sadece anne-baba olma değil, bu minik canı özgüveni yerinde, kendini ifade edebilen tümevarım ilkesiyle yaşama hazırlamamız gerekmektedir. Paylaşımlarınızın güçlü olacağı anne-baba-çocuk üçgeni içinde gelişimini tamamlayan birey elbette farklı olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-323"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Toplumsal bozulmanın yaşandığı son dönemlerde bundan nasibini alanlar daha çok aile bağları kopuk bir yapıdan gelmektedir. Bozulan aile ilişkileri eşleri etkilediği kadar bir çıta daha yukarda çocukları daha fazla içine alıp etkilemektedir. Anne baba tutum ve davranışlarında saygıdan uzaklaşılan ve yapay ortam oluşturan aileler çocukları için risk oluşturmaktadırlar. Bu risk oldukça tehlikeli ve toplumsal bozulmaların temelini atacak bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan konusunda risk almak da telaffuzu bile hoş olmayacak kadar kötü sonlar hazırlayacak bir ifadedir. Sevgi ve güvenin yerleşik olduğu ailelerde gelişen ve yetişen çocuklar kendine daha çok güvenen, toplumda kendini daha iyi ifade edebilen zorluklarla daha kolay mücadele eden ve en önemlisi de mücadele ruhunu yaşamı boyunca kaybetmeyen kişiler olarak toplumsal hayatta kendilerini gösterirler. Çevreleriyle kurdukları ilişkilerde saygıya önem veren ve empati kurabilme becerisine sahip, kendisiyle barışık, gelecek dönemlerinde ise iş hayatında başarılı ve saygın diye tabir edilen insanlar olarak karşımıza çıkarlar. Aile bütün olarak çocuğun tüm gelişim dönemleriyle birebir ilgilenmek zorundadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Okulöncesi döneme ulaşıncaya kadar çocuk kişiliğini aile içinde şekillendirmeye başlamış durumdadır.  Okulöncesi eğitim aldığı dönemde; çocuğa ailenin vereceği ‘‘eğitim adına ek paylaşımlar’’ sadece çocuğa katkısı olacak bir durumu ifade etmemektedir. Eğitimin bütün bir süreç olduğu düşünülürse ailelerin de bu konuda katılımcı ve destekçi modeller olması gerekmektedir. Ben okula gönderiyorum ve çocuğumun sorunları düzelecek ifadesi;  eğitim adına yanlış bir cümlenin diziliminden ibaret olmaktan öteye geçemez.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak karşımıza çıkan tablo ailenin eğitime katılımın tam olarak sağlanması, bilinçli ve eğitimli yaklaşımlarla gerçekleştirilebilir. Anne-babanın çocuğa model olduğu unutulmazsa aile adına gerçekçi bir eğitim yapılmış hedefe doğru yaklaşılmış olur. Her güzel davranışın aile içinde şekillendiğini unutmadan doğru modeller olmakta çocuk açısından her zaman için bir fayda vardır. Aile içi iletişimin önemini daha çok dikkate alacağımız yeni ve güzel günler diliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Aynur DAŞDEMİR</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EĞİTİMCİ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/aynurdasdemir/aile-ici-iletisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CİNSİYET KİMLİĞİNİN KAZANILMASI</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/seldaender/cinsiyet-kimliginin-kazanilmasi.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/seldaender/cinsiyet-kimliginin-kazanilmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 15:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selda ENDER]]></category>
		<category><![CDATA[CİNSİYET KİMLİĞİNİN KAZANILMASI]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi cinsel gelisim]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi kimlik gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların kişilikleri gelişirken karşılaştıkları durumlardan birisi de hiç kuşkusuz uygun erkek ya da kadın rolünü öğrenmeleridir. Cinsiyet rolü kavramı; kadın ve erkeğe özgü davranışlar, tutumlar, değerler, düşünce biçimleri, konuşma, oturma, yürüme, giyinme ve bireyin öz bakım becerileriyle ilgilidir. Çocuklar; gelişimleri süresince kendi cinsiyet kimliklerini kadın ya da erkek olarak anlayabilmeyi öğrenir, bu iki rolü nelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/cinsiyetkimligi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-320" title="CİNSİYET KİMLİĞİNİN KAZANILMASI" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/cinsiyetkimligi.jpg" alt="" width="640" height="424" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çocukların kişilikleri gelişirken karşılaştıkları durumlardan birisi de hiç kuşkusuz uygun erkek ya da kadın rolünü öğrenmeleridir. Cinsiyet rolü kavramı; kadın ve erkeğe özgü davranışlar, tutumlar, değerler, düşünce biçimleri, konuşma, oturma, yürüme, giyinme ve bireyin öz bakım becerileriyle ilgilidir. Çocuklar; gelişimleri süresince kendi cinsiyet kimliklerini kadın ya da erkek olarak anlayabilmeyi öğrenir, bu iki rolü nelerin oluşturduğuna ilişkin kavramları geliştirir ve bunlara uygun davranışları benimser. Çocuğun kendisinden beklenen uygun cinsiyet rolünü kazanması, içinde yaşadığı toplumun, çevrenin ve ailenin etkisiyle sağlanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-319"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Cinsiyet rolünün kazanımında ekonomi, din ve hukuk gibi toplumsal kurallar önemli rol oynamaktadır. Toplumda yer alan kurumlar, kadın ve erkek arasındaki farklılığı ne kadar çok vurgularsa, toplumda kabul edilen erkek ve kadına ilişkin özellikler de o kadar kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılır. Ayrıca cinsiyet rollerinin benimsenmesinde, içinde yaşanılan toplumun etkisinden başka, çocukların geçirdikleri psikoseksüel gelişim evrelerinin de etkisi bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Freud tarafından geliştirilen Psikanalitik kurama göre</strong>; çocukların kişilikleri bazı psikoseksüel dönemlerden geçerken şekillenir ve cinsel gelişim bu sürecin temelini oluşturur. Bu psikoseksüel dönemler; Oral Dönem, Anal Dönem, Fallik Dönem, Latent Dönem ve Genital dönemdir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Oral Dönem: (0–18 Ay): </strong>Oral dönem, gelişimin ilk basamağıdır. Bu dönemde, bebeğin ağız bölgesi bebek için haz kaynağıdır. Freud’a göre, libido ilk yılda ağız bölgesinde odaklanmaktadır ve libido insanların tümünde var olan ilkel bir cinsel dürtüdür. Ayrıca libido yaşamın farklı dönemlerinde vücudun belli bölgelerinde odaklanmaktadır. Oral dönemde nesneleri ağzına götürmek ve emmek bebeğe haz verir. Bebek zamanının çoğunu emerek, çiğneyerek, dişleyerek geçirir. Bu dönemde, bebeğin emme güdüsünün sağlıklı bir şekilde doyurulması, bebeğe yapılan bakımın nitelikli olması, bebeğin annesine ve dolayısıyla dış dünyaya karşı olan güven duygusunu geliştirmektedir. Çocuğun beslenme gereksiniminin karşılanmaması veya beslenmede aşırıya kaçılması, bakımının yetersiz olması veya anne tarafından yapılmaması durumunda; bebekte, güvensiz ve sürekli almak isteyen, bağımlı kişilik özelliklerinin temeli atılmış olur. Ayrıca bu durumda ileride görülebilecek sigara kullanma, parmak emme gibi olumsuz davranışlarında görülme olasılığı yükselmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Anal Dönem (18 Ay–3 Yaş):</strong> Bu dönemde libido enerjisi anal bölgede odaklanmıştır. Yine bu dönem içerisinde çocuk; fiziksel ve zihinsel olgunlaşma sonucu küçük ve büyük tuvaletine ilişkin kaslarını kullanarak idrar ve gaitayı tutma, bırakma ve verilen tuvalet eğitiminin niteliği sonucu kendini denetleme veya denetleyememeyi, anne tarafından konulan kurallara uymayı ya da uymamayı öğrenir. Bu dönem ayrıca çocuğun bağımsız hareket etmeyi öğrendiği bir dönemdir. Çocuk çok sıkı bir tuvalet eğitiminden geçirilir veya ağır şekilde cezalandırılırsa, ileriki yaşamında aşırı düzenli, titiz, inatçı, katı görüşlü olma gibi kişilik özellikleri gösterebilir. Eğer bu dönem sağlıklı geçirilirse, ileride suçluluk duygusu taşımayan, girişimci, bağımsız ve esnek, inatçı olmayan ancak kişiliğinden de ödün vermeyen bir yetişkin ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Fallik Dönem: (3–6 Yaş): </strong>Bu dönem, çocuğun cinsel kimliğinin gelişmeye başladığı dönemdir. İki yaşına kadar kendi cinsiyetini ve karşı cinsiyeti bilmeyen çocuk, artık kendi cinsiyetini ve kendinden farklı bir cinsin var olduğunu keşfeder. Bu dönemde çocuklar özellikle cinsiyet farklılıklarıyla ilgili sorular somaya başlarlar. Çocukların cinsel konulardaki bu merakı sağlıklı ve doğaldır. Eğer çocuk sorduğu sorular yüzünde azarlanırsa, cezalandırılırsa ya da ayıplanırsa, çocukta suçluluk duygusu oluşur ve cinselliğe karşı olumlu bir tavır geliştiremez. Ancak anne ve baba çocuğun bu sorularına onun anlayabileceği düzeyde, basit ve kısa, yanıtlar verirse çocuk sağlıklı bir cinsiyet kimliği geliştirir. Oedipus ve elektra kompleksleri de bu dönemin önemli özelliklerindendir. Freud’a göre kız çocuklar babaya, erkek çocuklar da anneye büyük hayranlık duymaktadır. Kız çocuklarındaki bu hayranlık ve buna bağlı yaşanan sürece elektra kompleksi, erkek çocuklardaki bu hayranlık sürecine de oedipus kompleksi denilmektedir. Freud’a göre cinsel gelişime ilişkin yaşanan süreçler, oedipus ve elektra komplekslerinin ve özdeşim mekanizmalarının sonucu kişiliğin çözümlenmesi ile şekillenir.  Kız ya da erkek çocuğun ilk olarak anne ve babasıyla başlayan cinsel tercihleri, süreç içinde, kız çocuğun anneye, erkek çocuğun babaya benzeme isteği ve çabaları ile yön değiştirir. Çocuklar bu aşamada, kendilerine rakip olarak gördükleri anne ya da baba modeli ile özdeşim kurarlar. Bu özdeşleşme sonucunda, kız ya da erkek çocuk kendi cinsiyetini kazanmaya başlar. Böylece kız ya da erkek çocuk anne veya babasıyla özdeşleştiğinde cinsiyet kimliğini kazanmış olur.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Latent Dönem: (6–11 Yaş):</strong> Gizlilik dönemi olarak adlandırılan bu yaşlarda, çocukların cinsel konulara olan ilgi ve merakları azalır. Bu dönemde karşı cinsteki ebeveyne olan ilgi sevgi dolu ve sevecen bir bağlılığa dönüşür. Çocukların okula başlamasıyla birlikte enerjileri daha çok oyun ve öğrenmeye yönelir. Toplumsal değerleri kazanmaya başlayan çocuk, artık eskisi gibi açık biçimde cinsel konulara ilgisini ifade edememektedir. Cinsel konulardan, bedenlerini başkalarının görmesinden utanma ve cinsellikle ilgili merakını açıkça ifade etmek yerine gizlenmiş bir gözlemleme ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde çocuklar, kendi cinsleriyle oyun oynama eğilimindedirler. Yedi yaşlarına kadar kız ve erkek çocuklar birlikte oyun oynadıkları halde sekiz yaşlarında kendi cinsiyetlerinden çocuklarla bir arada oyun oynamayı tercih ederler. Artık kız ve erkek çocuklar hemcinsleri ile bir arada olmaya önem verirler.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Genital Dönem: (11 Yaş ve Üzeri)</strong>: Bu yaşlar ergenlik dönemini kapsar ve çocuğun bu dönemi başarılı bir şekilde atlatabilmesi için karşı cinsten ve kendi cinsinden sağlıklı ilişkiler kurması, grup etkinliklerine katılması, yaşamıyla ilgili gerçekçi amaçlar edinmesi ve mesleğini belirlemesi gerekir. Kısacası kimlik gelişimini sağlıklı tamamlayabilmesi gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Sosyal öğrenme</strong> kuramcılarından Bandura; çocuğun, yeni davranışları başkalarını gözleyerek ve onları taklit ederek kazandığını belirtmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Bilişsel gelişim</strong> kuramcılarından Kolberg’e göre, cinsel kimlik kavramı üç aşamadan geçerek oluşur.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Temel Cinsellik Kişiliği Aşaması:</strong> Çocuklar bu aşamada, kız ya da erkek olduğuna dair cinsiyete özgü fiziksel farklılığı anlamaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>2. Cinsel Denge Aşaması:</strong> Çocuklar bu aşamada, cinsiyetlerinin sürekliliğini kavrar. Cinsiyetlerinin her zaman aynı kalacağını, kız ya da erkek olarak büyüyeceklerini anlarlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>3. Cinsel Korunum, Cinsiyetin Değişmezliği Aşaması:</strong> Çocuklar bu aşamada, cinsiyetlerinin yüzeysel değişiklikler ile değişmeyeceğini kavrar.  Örneğin; erkekler saçlarını uzatsa da kadın olamazlar, kadınlar pantolon giyse de kadındırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Piaget ise;</strong> cinsel rolün kazanılmasında, işlem öncesi döneme önem vermektedir. Bu dönemde bulunan çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini etkileyen en önemli işlemler taklit ve oyundur.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Doç . Dr. Handan Asude BAŞAL Gelişim      ve psikoloji ‘Nasıl mutlu bir çocuk yetiştirebilirim?’</li>
<li>Morpa Yayınları, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Selda ENDER</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EĞİTİMCİ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/seldaender/cinsiyet-kimliginin-kazanilmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİDDETE GİDEN YOL</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/digeryazarlar/mustafaoguz/siddete-giden-yol-ogrenci-sakalari-kazalara-davetiye-cikarmasin.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/digeryazarlar/mustafaoguz/siddete-giden-yol-ogrenci-sakalari-kazalara-davetiye-cikarmasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 15:35:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa OĞUZ]]></category>
		<category><![CDATA[okul kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[okul şakaları]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf kuralları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[ÖĞRENCİ ŞAKALARI KAZALARA DAVETİYE ÇIKARMASIN! Okul, sosyalleşme alanı olması sebebiyle, çocukların sürekli birbiriyle iletişim halinde olduğu bir ortamdır. Çocuklar okulda eğlenmek amacıyla birbirlerine şakalar yapabilmektedir. Sevgi gösterisi ya da oyun amaçlı bu davranışlar çok ciddi kazalara sebep olabilir. Öğrencilerin bilinçlendirilmesi, olası kötü durumların da önüne geçecektir. Sınıf, kazalara en müsait ortamlardan biridir Sınıf; sıralar, öğretmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/ogrencisakalari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-317" title="ÖĞRENCİ ŞAKALARI KAZALARA DAVETİYE ÇIKARMASIN!" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/ogrencisakalari.jpg" alt="" width="400" height="263" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖĞRENCİ ŞAKALARI KAZALARA DAVETİYE ÇIKARMASIN!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Okul, sosyalleşme alanı olması sebebiyle, çocukların sürekli birbiriyle iletişim halinde olduğu bir ortamdır. Çocuklar okulda eğlenmek amacıyla birbirlerine şakalar yapabilmektedir. Sevgi gösterisi ya da oyun amaçlı bu davranışlar çok ciddi kazalara sebep olabilir. Öğrencilerin bilinçlendirilmesi, olası kötü durumların da önüne geçecektir.<span id="more-311"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sınıf, kazalara en müsait ortamlardan biridir</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sınıf; sıralar, öğretmen masası, yazı tahtası, kütüphane, giysi dolabı gibi sivri köşeleri olan araçlarla doludur. Öğrenci, arkadaşıyla şakalaşırken onu ittiğinde başını bu sivri köşelere vurarak, beyin travması, kanama ve bayılma gibi durumlar doğabilir. Çocuk, sırada otururken genellikle elinde bir kalem olur. Bu sırada arkadan bir arkadaşı sırtına şaka amaçlı vurduğunda kalem öğrencinin göğsüne, yüzüne ya da vücuduna saplanabilir. Sınıf içinde çelme takmak, yerleri ıslatmak dengeyi kaybedip düşmeye sebep olur. Sınıf kapılarının aniden açılması, öğrencilerin oturdukları yerlerdeki pencerelerin açık bırakılması da istenmeyen durumları beraberinde getirebilmektedir. Uçlu kalemlerin dış kabı ile diğer arkadaşlara minik kâğıtlar üflemek son derece yanlıştır. O minik kâğıt topakları, öğrencinin gözüne denk geldiğinde, görme bozuklukları oluşabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>El şakaları kötü sonuçlar doğurabilir</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öğrencilerin birbirlerinin enselerine vurması da çok yanlış bir davranıştır. Arkadaşı ensesine hızla vurduğu için beyninde ciddi rahatsızlık oluşan ve hayatını kaybeden öğrencinin haberleri uzun süre gazetelerde yer aldı. Gerçekten de öğrenciler el şakalarıyla istemeden birbirlerine zarar verebilmektedir. Son zamanlarda öğrencilerin şakayı değerlendirme biçimi çığırından çıkmıştır. Bazı öğrenciler, o an başka bir yere bakan arkadaşının tam göz hizasında parmağını boşlukta tutmakta ve arkadaşına seslenmektedirler. Diğer öğrenci bu sırada döndüğünde arkadaşının parmağı gözünün çok yakın bir noktasından geçmektedir. Eğer öğrenci biraz daha hızlı başını çevirse, parmak gözüne değebilir ve yaralanmalar meydana gelir. Bu tür şakalarının yapılmaması için mutlaka öğrencilerle konuşulmalıdır. Bazı şakalar hemen güncelliğini kaybeder ve onun bir derece daha kötüsü ortaya çıkar. Öğretmenin gözü sürekli öğrencilerin üzerinde olmalı ve çocukların birbirlerine yaklaşımları değerlendirilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Öğrenciler, ani hareketlerden kaçınmalıdır</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Merdivenden inerken, arkadaşını itmek, korkutmak, çelme takmak, çantasını ve saçını çekiştirmek, merdivenlerden yuvarlanmasına sebep olabilir. Okul tuvaletlerinin zemini sürekli ıslak olduğundan buralarda öğrenciler birbirlerine şaka yapmamalıdır. Ayağın kayması sonucu düşme olaylarının büyük çoğunluğu tuvaletlerde olur. Çocuklar, ellerindeki araçları biçimi ne olursa olsun arkadaşlarına fırlatmamalı ve onları bu şekilde korkutmamalıdırlar. Öğrencinin fırlattığı kalem, arkadaşının vücuduna saplanabilir, başına denk gelerek istenmeyen durumlar yaratabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Yiyeceklerle şaka yapılmamalıdır</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenciler, birbirlerine ele ya da ağza boya yapışmasını sağlayan şaka amaçlı şeker ve yiyeceklerden sıkılıkla alırlar. Öğrenci, arkadaşının verdiği kimyasal maddeleri yuttuğunda besin zehirlenmesi yaşayabilir. Besinlerle ilgili kesinlikle şaka yapılmamalıdır. Normal besinlere başka şeyler katılmamalı, bu davranışı yapanlar mutlaka uyarılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Okul servisiyle okula giden öğrenciler, öndeki arkadaşlarını sırtından ittiklerinde öğrenci kafasını koltuğa vurabilir ve hatta başı camdan dışarı çıkabilir. Hareket halindeki araçlarda sözlü şakalar bile şoförün dikkatini dağıtarak, kaza yapmasına zemin hazırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>‘Tutmasaydım, düşecektin!’</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Okulun bahçe duvarında oturup, diğer öğrencileri izleyen çocuklara yapılan sözde şaka ‘tutmasaydım düşecektin’; genellikle öğrencinin duvardan aşağı düşmesiyle sonuçlanır. Burada öğrenci yüksek bir yerde otururken, diğer arkadaşı ona sessizce yaklaşır ve sıkıca kavrayıp önce ileriye doğru itekler, sonra da geri çekerek ‘tutmasaydım düşecektin’ der. Korkudan yüreği ağzına gelen öğrenci de bu kötü şakadan rahatsız olur. Bazen öğrenci, arkadaşını ittikten sonra geri tutamaz ve arkadaşı duvardan aşağı düşer. Bu sırada kafası yere çarpabilir, vücudunda kırık, çatlak ve zedelenmeler oluşabilir. Hatta duvarın altında duran başka bir öğrencinin üzerine düşerek çok daha ciddi yaralanmalar meydana gelebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Öğrenciler şakaların tehlikeleri konusunda bilgilendirilmelidir</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çocukların, eğlenmek, arkadaşlarıyla iyi vakit geçirmek için yaptıkları şakaların bazen kötü sonuçlar doğurabileceği onlara anlatılmalıdır. Öğrenciler, şakaların ne gibi kazalara sebep olabileceğini bilirlerse daha dikkatli davranacaklardır. Çünkü şaka yaparken, nasıl sonuçlanacağının farkında ve bilincinde değillerdir. Öğretmen ve ebeveynler, varsa çevrelerinde yaşanan şaka kazalarından örnekler vermeli ve insanların istemeden ne kadar zor durumda kalabildiğini izah etmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Empati (duygudaşlık), öğrencilere öğretilmelidir</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci, kendisini arkadaşının yerine koyarak az sonra yapacağı şaka eğer kendisine yapılsaydı ne tepki vereceğini düşünmelidir. Empati, hem kendimizi hem de karşımızdakileri doğru anlamamıza yardımcı olur. Böylelikle yanlışlardan olabildiğince uzak durmuş oluruz. Empati, çocukları psikolojik olarak rahatsız eden sözlü şakaları da yok eder. Arkadaşına bir söz söylemeden önce iki kez düşünen çocuk, duygudaşlık sayesinde iletişim yeteneğini de geliştirir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Mustafa OĞUZ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>YAZAR &#8211; EDİTÖR</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/digeryazarlar/mustafaoguz/siddete-giden-yol-ogrenci-sakalari-kazalara-davetiye-cikarmasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKTA SORUMLULUK EĞİTİMİ</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/damlauysal/cocukta-sorumluluk-egitimi.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/damlauysal/cocukta-sorumluluk-egitimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 23:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damla UYSAL]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUKTA SORUMLULUK EĞİTİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesinde sorumluluk eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Sorumluluk, bireyin yaş, cinsiyet ve gelişim düzeyine uygun olarak yüklendiği ve yüklenmek zorunda olduğu görevleri yerine getirmesidir. Bu duygu, erken çocukluk devrelerinden itibaren çocukta gelişir. Anne ve babaların en büyük korkusudur; çocuğunun kendi ayaklarının üstünde duramaması ve sorumluluk alamaması. Her anne-baba çocuğunu kendi ayakları üstünde duran bir birey olarak yetiştirmek ister ama sorumluluk kendiliğinden gelişen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/sorumluluk.jpg"><img class="size-full wp-image-308 aligncenter" title="ÇOCUKTA SORUMLULUK EĞİTİMİ" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/sorumluluk.jpg" alt="" width="600" height="300" /></a><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sorumluluk, bireyin yaş, cinsiyet ve gelişim düzeyine uygun olarak yüklendiği ve yüklenmek zorunda olduğu görevleri yerine getirmesidir. Bu duygu, erken çocukluk devrelerinden itibaren çocukta gelişir.</p>
<p>Anne ve babaların en büyük korkusudur; çocuğunun kendi ayaklarının üstünde duramaması ve sorumluluk alamaması. Her anne-baba çocuğunu kendi ayakları üstünde duran bir birey olarak yetiştirmek ister ama sorumluluk kendiliğinden gelişen bir yeti ya da beceri değildir. Hayat ile ilgili diğer değerler gibi sorumluluk da çocuğun öncelikle anne-babasından daha sonra sosyal çevresinden öğrendiği, geliştirdiği bir beceridir.</p>
<p><span id="more-307"></span></p>
<p><strong>Sorumluluk sahibi çocuklar:</strong></p>
<ul>
<li>Kendi      kararlarını verebilen,</li>
<li>Karar      alırken ellerindeki kaynakları kullanabilen,</li>
<li>Değer      yargılarını gözeten,</li>
<li>Bağımsız      davranabilen,</li>
<li>Kendine      güvenli,</li>
<li>Başkalarının      haklarını çiğnemeden kendi ihtiyaçlarının karşılayabilen çocuklardır.</li>
</ul>
<p>Sorumluluk kazandırmanın en uygun olduğu belli bir yaş yoktur, ama çocuğun kendi başına bir işi yapmaya istekli ve hazır olduğu zamanlar vardır, bu zamanlarda ona gerekli imkanlar hazırlanmalıdır.</p>
<p><strong><em>Bu gelişim sürecinde size yardımcı olacak bazı öneriler;</em></strong></p>
<ul>
<li>Çocuğunuzun      gelişen ilgi ve yeteneklerini izleyin ve o yetenekleri erken yaşta      destekleyin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğunuzun      başarıları karşısında gururlandığınızı gösterin.</li>
<li>Çocuğunuzun      bir şeyi doğru yapmadığı zaman ortaya çıkan doğal sonuçlara katlanmasına      izin verin.</li>
</ul>
<p>Sorumluluğu öğrenmek de diğer beceriler gibidir, çocuk ne kadar çok denerse bu konuda o kadar başarılı olur. Bunun için öncelikle evde bazı sorumluluklara sahip olması, onun okuldaki sorumluluklarını da üstlenmesine yardımcı olur.</p>
<p>Sorumluluğu öğretmek için sorumluluk vermeye istekli olmalısınız. Nutuk çekerek sorumluluk öğretemezsiniz. Bir ana baba olarak, biraz gerisinde durup bir şeylerin olmasına izin verme yürekliliğini göstermelisiniz. Sorumluluk aldıkça, olumsuz sonuçlarına katlandıkça ve olumlu sonuçları ödüllendirdikçe çocuğunuz sorumluluklarını öğrenir.</p>
<p>Sorumsuzluğunun sonuçlarına katlanmasına, yanında götürmediği ödevlerden sıfır almasına izin vermelisiniz. Ev işlerine yardım etmesi, zaman ve etkinliklerini planlaması, giyecek ve yiyecek seçimi yapması, çocuğunuza sorumluluk alma ve uygulama fırsatı verecektir. Yaşına uygun olarak küçük şeylerle sorumluluk vermeye başlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Neler Yapılabilir?</strong></p>
<ul>
<li>Çocuğun      yaşına, gelişimsel düzeyine, bireysel özellik ve ilgilerine uygun görev ve      sorumluluklar vermek.</li>
</ul>
<ul>
<li>Olanak      buldukça seçim yapmasına imkan sağlamak.</li>
</ul>
<ul>
<li>Karşılaştığı      sorunlara kendi başına çözüm yolları bulmasına destek olmak ve sadece      gerektiği yerde müdahale etmek.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sorumlu      şekilde davrandığı durumlarda mutlaka ödüllendirmek.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yaptığı      hareketlerin sonuçlarını değerlendirmek ve bu hareketlerin başkalarını      nasıl etkileyebileceğini görmesini sağlamak.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğun      sorumluluk almak istediği durumları iyi değerlendirmeye çalışarak hevesini      kırmadan sorumluluğunu yerine getirmesine destek ve yardımcı olmak.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğu      üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirebilmesi için cesaretlendirmek.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Damla UYSAL</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EĞİTİMCİ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/damlauysal/cocukta-sorumluluk-egitimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ACABA KİM ENGELLİ?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/busekacaroglu/acaba-kim-engelli.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/busekacaroglu/acaba-kim-engelli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 22:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Buse KAÇAROĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[ACABA KİM ENGELLİ?]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi dönem bedensel engelleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[Bugün okula başlıyorum. Çok sevinçliyim. Sınıfımı ve arkadaşlarımı çok merak ediyorum. Acaba öğretmenim nasıl? diye düşünüyorken annem: - Hadi oğlum geç kalıyoruz, dedi. - Tamam anne geliyorum, dedim ve evden çıktık. Okuluma gelmiştim. Çok sevinçli ve çok heycanlıydım. Tören yapıldıktan sonra içeri girdik sınıfımı ve yeni arkadaşlarımı gördüm. Kimileri korkudan ağlıyordu. Kimileri diğerleriyle tanışıyordu. Ben hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/42-23077252.jpg"><img class="size-full wp-image-284  aligncenter" title="ACABA KİM ENGELLİ?" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/42-23077252.jpg" alt="" width="400" height="267" /></a><br />
</strong></p>
<p>Bugün okula başlıyorum. Çok sevinçliyim. Sınıfımı ve arkadaşlarımı çok merak ediyorum. Acaba öğretmenim nasıl? diye düşünüyorken annem:</p>
<p>- Hadi oğlum geç kalıyoruz, dedi.</p>
<p>- Tamam anne geliyorum, dedim ve evden çıktık. Okuluma gelmiştim. Çok sevinçli ve çok heycanlıydım. Tören yapıldıktan sonra içeri girdik sınıfımı ve yeni arkadaşlarımı gördüm. Kimileri korkudan ağlıyordu. Kimileri diğerleriyle tanışıyordu. Ben hiç korkmamıştım. Burasını çok sevmiştim. Ama birisi dikkatimi çekmişti. Köşede duran ve burada olmaktan pekte hoşlanmayan biri. Tanışmak için yanına gittim.<span id="more-283"></span></p>
<p>- Merhaba, dedim.</p>
<p>- Git yanımdan. Sende benimle dalga geçeceksin, dedi. Şaşırarak:</p>
<p>- Hayır. Ben sadece tanışmak istiyorum. Hem neden dalga geçeyim ki? Ben Yağız.</p>
<p>- Git diyorum. Tanışmak istemiyorum. Sadece buradan gitmek istiyorum&#8230;</p>
<p>Neden böyle konuştuğunu merak etmiştim. Acaba burayı sevmemiş miydi? Ama nasıl olurdu? Burası çok güzel bir yerdi. Nedenini düşünürken öğretmenim geldi.</p>
<p>- Merhaba çocuklar. Günaydın. Nasılsınız bakalım? dedi. Hepimiz birlikte ayağa kalkarak,</p>
<p>- Günaydın öğretmenim. İyiyiz, dedik. Ama o çocuk ayağa bile kalkmamıştı. Neden böyle yapıyordu? Ayıp değil miydi?</p>
<p>Çok geç olmadan tanışmaya başladık. Öğretmenimiz;</p>
<p>- Çocuklar şimdi herkes ayağa kalkarak adını ve soyadını söylesin, dedi.</p>
<p>Herkes sırayla kalkıp söyledi sıra o çocuğa geldiğinde ayağa kalkmak istedi ama düştü. Çok canı acımıştı galiba. Ağlıyordu. Yanına gittim. Ama beni itti. Tüm sınıf ona gülüyordu. Emre;</p>
<p>- Daha ayağa kalkmayı bilmiyor, diyip kahkahalarla güldü. O çok sinirlenmişti. Öğretmen sakinleştirebilmek için annesini sınıfa çağırdı. Annesi onu oturmuş olduğu acayip şeyden tuttu ve dışarı çıkardı. Neden öyle bir sandalyede oturuyordu ki? Acaba ona burayı sevmesi için mi böyle birşey vermişlerdi? Öğretmenimiz gülen arkadaşlarıma dönüp;</p>
<p>- Çocuklar yaptığınız çok yanlış birşey. Arkadaşınız bedensel engelli. Bir daha onunla dalga geçmek yok, dedi sert bir sesle.</p>
<p>Ama ben anlamadım. Bedensel engelli neydi? İyi mi yoksa kötü müydü? Ama her ne ise öğretmenimi çok sinirlendirmiş, arkadaşımıda çok üzmüştü. Acaba o birdaha gelecek miydi?</p>
<p>Akşam olmuştu. Eve gitme zamanımız gelmişti. Okul çok güzel bir yerdi. Arkadaşlarımla ve öğretmenimle çok güzel bir gün geçirmiştim. Annem beni almaya gelmişti. Eve gidiyorduk. Anneme;</p>
<p>- Anneciğim bugün ne oldu biliyor musun? dedim. Annem:</p>
<p>- Ne oldu Yağızcığım? dedi.</p>
<p>- Arkadaşım kendini tanıtmak için ayağa kalkarken düştü. Diğer arkadaşlarımda onunla dalga geçti, dedim.</p>
<p>- Neden kalkamadı oğlum. Ayağı mı takıldı?</p>
<p>- Bilmiyorum ki. Çok sinirlendi ve çok ağladı. Öğretmenimiz o bedensel engelli dedi. Bedensel engelli ne demek anneciğim?</p>
<p>- Anladım birtanem, deyip geçiştirdi annem.</p>
<p>Bedensel engelli ne demekti? Neden kimse bunu açıklamıyordu? Çok mu kötü birşeydi?</p>
<p>Eve gelmiştik. Babamda geldi. Ben her zamanki gibi koşup babamın boynuna atladım. Ama bu sefer biraz asık suratla. Babam:</p>
<p>- Ne oldu bakayım benim oğluma, dedi.</p>
<p>- Babacığım bedensel engelli ne demek? diye sordum hemen. Babam anneme baktı, annem babama. Babamda annem gibi geçiştirerek,</p>
<p>- Al bakalım aslan oğlum çikolata aldım sana, dedi.</p>
<p>Ama ben çikolata istemiyordum ki. Sorumu kimse cevaplamamıştı. Neden bundan kaçıyorlardı? Daha önce bu sözü hiç duymamıştım. Bunu her söylediğimde neden ikisininde suratı asılıyordu? Bunu düşünerek yemeğimi yedikten sonra odama gittim. Tekrar düşündüm. Acaba okula gelmek istemeyelere mi deniliyordu? Yoksa asık suratlılara mı? Düşündüm düşündm ama bulamadım. O şekilde uyuya kalmışım. Sabah annemin güzel sesiyle uyandım. Annem:</p>
<p>- Günaydın yavrucuğum. Kalk bakalım. Kahvaltın hazır, dedi.</p>
<p>- Tamam anneciğim, dedim ve kalktım. Kahaltımızı ettik. Bugün beni bırakmaya babamda geldi. Okulun kapısına gelmiştik. Baktım ki o arkadaşım. Onuda annesi ve babası bırakıyordu. Yine okula gelmek istemiyordu. Oysa ki ben okulu görünce koşa koşa içeri giriyordum. Annesi o tuhaf şeyi çıkarmıştı yine. Sanırım bunu görünce inecekti. Ama inmedi. Annesine</p>
<p>- Ona oturmak istemiyorum ben, dedi. Annesi:</p>
<p>- Annciğim buna oturmazsan içeri gidemezsin, dedi. Babası:</p>
<p>- Oğlum hadi ama bak geç kalıyorum, dedi.</p>
<p>- Banane binmeyceğim işte, dedi arkadaşım.</p>
<p>Babası arkadaşımın inadıyla başa çıkamayınca arkadaşımı kucağına aldı. Ben babamın beni kucağına almasına bayılıyordum. Ama o hiç sevmiyordu. Kapıdaki görevli amca ona:</p>
<p>- Vah yavrum. Daha çok küçük ama derdi çok büyük, dedi.</p>
<p>Neydi onun derdi? Niye ona acıyorlardı? Babam dalgınlığımı bozdu.</p>
<p>- Hadi bakalım oğlum içeri gidiyoruz, dedi.</p>
<p>Beni sınıfıma bıraktılar ve gittiler. Hala bedensel engellinin ne demek olduğunu bilmiyordum. Öğretmenim sınıfa geldi. Hepimiz onu görünce ayağa kalktık.</p>
<p>- Günaydın çocuklar, dedi.</p>
<p>- Günaydın öğretmenim, dedik. Ama o yine ayağa kalkmadı. Dayanamayıp öğretmenimin yanına gittim.</p>
<p>- Öğretmeni size birşey sorabilir miyim?</p>
<p>- Tabi Yağızcığım sor, dedi. O kesin bilirdi. Çünkü o öğretmendi. Herşeyin en iyisini bilirdi o.</p>
<p>- Bedensel engelli ne demek öğretmenim? diye sordum. Bir süre suratıma baktıktan sonra;</p>
<p>- Bak yağızcığım bedensel engelli Ömer gibi olanlara denir, dedi. Ama Ömer&#8217;in neyi vardı ki? Asık suratlılara mı yoksa okulu sevmeyenlere mi deniliyordu?</p>
<p>- Nasıl yani öğretmenim, dedim.</p>
<p>- Yani vücudunda bir sorunu olan. Ömer&#8217;in doğuştan ayakları tutmuyor. Yani yürüyemiyor, dedi. Bunu duyduğumda çok üzülmüştüm. Neden bundan kaçtıklarını niye ona acyarak baktıklarını hala anlamamıştım ama.</p>
<p>- Peki niye ona acıyorlar öğretmenim. Neden kapıdaki görevli amca derdi çok büyük dedi?</p>
<p>- Çünkü yürüyemiyor yağızcığım ve daha çok küçük.</p>
<p>- Bu yüzden mi onunla dalga geçiyorlar?</p>
<p>- Evet canım ama bu hiç doğru birşey değil.</p>
<p>- Dalga geçtikleri için oda kimseyle konuşmuyor. Ben onunla arkadaş olabilir miyim öğretmenim? Hiç arkadaşı yok.</p>
<p>- Tabiki olabilirsin Yağızcığım. Aferin sana bu yaptığın çok güzel bir davranış, dedi öğretmenim. Yanına gittim. ilk günkü kadar sinirli değildi. Sanırım yanlızlıktan sıkılmıştı. Tanıştık ve çok iyi bir arkadaş olduk. Artık onunla kimsenin dalga geçmesine izin vermiyordum. Tenefüslere birlikte çıkıyorduk. Ona yardım ediyordum. Ömer&#8217;in yüzü birazda olsun gülüyordu. Buda beni çok mutlu ediyordu&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Buse KAÇAROĞLU</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Eğitimci</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/busekacaroglu/acaba-kim-engelli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OKUL ÖNCESİ DÖNEM VE DEPREM</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/merveaydin/okul-oncesi-donem-ve-deprem.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/merveaydin/okul-oncesi-donem-ve-deprem.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 21:52:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Merve AYDIN]]></category>
		<category><![CDATA[deprem sonrası davranış sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi deprem eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi doğal afet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[OKUL ÖNCESİ DÖNEM VE DEPREM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Okul öncesi çağda (3-6 yaş) çocuk çok meraklıdır, yaşam doludur, durmadan sorular sorar, her şeyi öğrenmek ister. Yaramazlıkları sevimli yaramazlıklardır. Yorulmadan, usanmadan oyunlar oynar. Oyunlarında arkadaşları da yer alabilir. Masallara, öykülere ilgi duyar, korkulu öykülerden etkilenir. Bu çağ çocuğunun canlı bir hayal gücü vardır. Duyduklarını abartır. Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatır. Kendiliğinden bir şeyler uydurur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/RR010174.jpg"><img class="size-full wp-image-280 alignnone" title="OKUL ÖNCESİ DÖNEM VE DEPREM" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/RR010174.jpg" alt="" width="640" height="425" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Okul öncesi çağda (3-6 yaş) çocuk çok meraklıdır, yaşam doludur, durmadan sorular sorar, her şeyi öğrenmek ister. Yaramazlıkları sevimli yaramazlıklardır. Yorulmadan, usanmadan oyunlar oynar. Oyunlarında arkadaşları da yer alabilir. Masallara, öykülere ilgi duyar, korkulu öykülerden etkilenir. Bu çağ çocuğunun canlı bir hayal gücü vardır. Duyduklarını abartır. Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatır. Kendiliğinden bir şeyler uydurur. Dinlemez görünürken duyar ve duyduğunu unutmaz. Çok canlı hayal gücü nedeni ile kolay korkar, çabuk etkilenir. Deneylerinin az, düşünce yeteneklerinin kısıtlı oluşu nedeni ile her şeye kolay kanar. Gerçekle, gerçek olmayanı karıştırır. Bu çağ çocuğu çizikler, sıyrıklar ve küçük yaralanmalardan çok etkilenir. Bir damla kan görse paniğe kapılır ve yardım ister.<span id="more-279"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Okul öncesi çocuğunun yaşantısında düzenli olaylar vardır. Ailesi ile birlikte olması, sabahları uyanması, okula veya kreşe hazırlanması veya evde aynı bireylerle kalması, arkadaşları ile oynaması, kendi yatağında uyuması gibi devamlılık içeren faaliyetler vardır. Çocuğun ailesinden ve doğadan bir güven beklentisi vardır. Aileleri süreklidir ve değişmez. Doğal akışta bir kesinti olduğu zaman çocuk korku ve kaygıyı yaşar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu doğal akışı birden bire bozan şeylerden biride doğal afetlerdir. Çocukların en çok etkilendiği doğal afetlerden biri de depremlerdir. Depremler herhangi bir uyarı meydana gelmeden oluşur Bu durum felaket kurbanlarında başa çıkmayı kolaylaştırıcı psikolojik uyumun azalmasına neden olur. Hayatta kalanlar artçı şokların sarsıntıları, patlama sesleri, yıkımı hatırlatan duman, is gibi gerçeklerle karşılaşmak zorunda kalırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğal felaketler sonrası çocuklarda sıklıkla gözlemlenen ortak duygular da bulunmaktadır. İnsanlar doğa olaylarını tümüyle engelleyebilme yetisine sahip değildirler. Bu nedenle çocuklarda da her şeyin kontrol dışı olduğu duygusu çok belirgindir. Afetler doğal, alışılmış düzenin bozulmasına yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuk &#8220;Böyle bir felaket yaşanıyorsa, başıma her türlü kötülük gelebilir&#8221; düşüncesiyle güvenini yitirebilir. Emniyette olmadığı duygusuna kapılır. Çocuklarda bebeksi davranışlar sergileme, parmak emme, alt ıslatma, anne-babaya sıkıca sarılma, yaramazlık, uyku bozuklukları, iştahsızlık, karanlıktan korkma, arkadaşlarından ve olağan günlük düzenden uzaklaşma vb. belirtiler gözlemlenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı çocuklar felaketin kendilerinin daha önceden yapmış oldukları kabahatler yüzünden olduğunu düşünüp, suçluluk duyabilirler. Yaşanan olaylar üzerinde konuşmaktan kaçınanlar bulunduğu gibi, sürekli bu konu üzerinde konuşmayı isteyenler de olabilir. Bazı çocuklar bu davranışların hiçbirini göstermeyebilir, yaşadıkları sıkıntı dıştan fark edilmeyebilir. Kimi çocuklarda ise bu sıkıntılara bağlı davranışlar haftalar veya aylar sonra ortaya çıkabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aniden oluşan değişiklik ve kayıplara çocukların uyum sağlaması çok güç olur. Sessiz, uysal, uslu, bir çocuk hırçın ve agresif olabilir. Dışa dönük olan çocuk, utangaç, korkak olabilir. Kolayca üzülme, ağlama, mızmızlanma görülür. Yetişkinlere olan güvenleri sarsılabilir. Gelecekle ve ailesi ile ilgili endişeler taşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ani yaşanan şiddetli tehdit duygusunun ardından çocuklar olayların etkileriyle başa çıkabilmek için yaşamlarında önemli olan yetişkinleri örnek alırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden sonra Türkiye’de büyük küçük herkes stres dolu bir ortama girmiş oldu. Yaşanan acıların büyüklüğü ve kaybın şiddetine göre herkeste psikolojik sorunlar depremin ilk gününden beri oluşmaya başladı ve bu durumdansa en çok çocukların etkilendiğini gördük.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle çalışan anne babaların çocuklarının gündüz evde yalnız kalma durumu ile bu durumda olan çocukların olaya gösterdikleri tepkiler çok fazla oldu. Zaten bazı yönlerden stres içerisinde olan ve deprem öncesinde de bazı ruhsal sıkıntılar yaşayan çocuklarda ise bu etkiler daha da durumu ağırlaştırdı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Peki böyle bir durumda aileler ne yapmalı ?</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aile için en önemli şey birlikte olmaktır. Çocuğun ailesi ile birlikte olması onun korunma duygusuna yardımcı olur, terk edilme korkuları yatışır. Deprem sonrası aileler çocuğu bırakıp kendileri tehlikeli olabilecek yerlere gitmemelidir. Örneğin, çocuğu kurtarma merkezine bırakıp bir şeyler almaya gitmemeli, gitmek zorunda iseler mutlaka çocuğu da yanlarına almalıdırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Gerçekte anne-babalar depremden korkarlar fakat bu duygularını saklamayı bildikleri için çocukları onların korkularını hissetmezler. Ancak anne babanın korkularını çocuklarının bilmesinde bir sakınca yoktur. İşin doğrusu bu duyguları kelimelere dökmektir. Bu paylaşma, çocuğumuzun duygularını ve korkularını konuşması için onu cesaretlendirecektir. İletişim, çocuğun hatta yetişkinin kaygılarını azaltmak için en yararlı yoldur. Bu durumda çocuk gerçek olmayan korkularını da belli edebilir ve ailesi de bu korkuları keşfederek çocuğuna bu yoldan yardım edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı çocuklar korkularını oyun oynarken daha iyi ifade edebilirler. Oyun oynarken yarattığı korkular gerçek değilse, bunları çocuğa açıklayıp, onu ikna etmek gereklidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sessiz, içe kapanık çocukların konuşmaya cesaretlendirilmesi gerekir. Böyle durumlarda ailenin diğer fertlerinin, komşu çocuklarının konuya katılmalarını sağlamak yararlı olabilir. Çocuğun bu konuları konuşabileceği bir ortam mutlaka sağlanmalıdır. Bu tartışmalarda çocuğa “biliyorum korktun” veya “korkunç bir duygudur” gibi cümleler yararlıdır ve kullanılmalıdır. Ayrıca korkmanın normal ve doğal olduğunu da söylemek ikna edicidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuğun korkuları ailenin faaliyetlerini, günlük yaşamını tam anlamıyla bozmamalıdır. Afet sonrasında evin eski haline gelmesi için yapılacak işlere çocuğun yardımcı olması onun için faydalıdır. Bu yöntemle çocuğun korkusu ortadan kaldırılabilir. Fakat küçük çocuklar için (0-3 yaşta) bu husus geçerli değildir. Onların daha çok fiziksel bakıma, kucaklanmaya ve ilgiye ihtiyaçları vardır. Anne babaya düşen görev ihtiyaçlarını gidermektir. Çocuğun ihtiyaçları karşılanmazsa problemler daha uzun sürer.</p>
<p style="text-align: justify;">En sık rastlanan problem yatma zamanıdır. Çocuk odasına kendi başına gitmeyi reddedebilir, yatağına gittiğinde uyumak için güçlük çekebilir, gece sık sık uyanabilir, kabus görebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aile birkaç gün çocuğun kendi odalarındaki başka bir yatakta yatmasına izin verebilir, onunla yatmadan önce konuşabilir. Ancak çocuğun uzun süre ana-babası ile yatması sakıncalıdır. Birkaç gün sonra çocuk yumuşak bir şekilde odasına gönderilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuğun korkmaması için de ışığın açık bırakılması yararlı olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir afet sonrasında çocuk yalnızlıktan, okula gitmekten, karanlıktan korkmaya başlayabilir. Hayali olaylar yaratabilir. Ailenin çocuğun okula gitmesini istediğini belirtmesi yararlıdır. Ayrıca hayalle gerçeği anlatmak, aralarındaki farkı açıklamak gereklidir. Okul problemlerinde, öğretmenler de aileye yardımcı olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen çocukların davranışlarında başta da söz ettiğimiz gibi gerileme söz konusu olabilir. Örneğin yatağını ıslatmak, parmak emmek, anneye yapışmak gibi. Bu davranışlar sadece çocuğun endişesinin işaretleridir. Onu anlayışla karşılamak, davranışlarına tepki göstermemek yararlıdır. Bu davranışların üzerinde durulmazsa, çocuğa gereken ilgi gösterilirse gerileyen davranışlar kısa sürede ortadan kalkar. Fakat aile tepki gösterirse bu davranışları daha uzun sürer.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocukların yakınlarının deprem esnasında ölme ve yaralanma durumu çocukların kaygı ve travmalarını daha da arttırmaktadır. Buna bağlı stres bozukluğu olan durumlarda yakın kaybı, yaralanması ve enkaz altında kalma durumu çocukların kaygılarını daha da artırmaktadır. Bu nedenle özellikle yakınlarını kaybeden, enkaz altında mahsur kalan, yaralanma durumu olan çocuklara psikiyatrik yardım geciktirilmemelidir. Aynı zamanda depremin yaralarının sarılma döneminde bu türlü çocuklara özellikle devletin yardımcı olması önem taşımaktadır. Deprem sonrası halkımızın sahipsiz çocuklar için gösterdiği hassasiyet geçekten önemli bir unsurdur. Mümkünse çocuğun akrabalarının yanında barındırılması, eğer böyle bir imkan yok ise durum iyice araştırıldıktan sonra en uygun ailelerin yanına yerleştirilme yapılmalıdır. Deprem sonrasında evi yıkılan aileler, babası işsiz kalan çocuklar, beslenme ve barınma problemi ile karşılaşan aileler, sağlık problemleri olan aileler ve buna benzer sayılamayacak kadar çok negatif unsurun etkilediği aileler desteklenmelidir. Unutulmamalıdır ki bu ailelerin ruh sağlığının iyi olması çocukların rahatını getirecek, çocukların ilerleyen dönemde de ruh sağlıkları korunmuş olacaktır. Aksi durumda unutulan aileler ve acılar içinde olan insanlar ve bu ailelerde yaşayan çocuklar, korunmasız olarak bir çok psikolojik sorun ile baş başa kalmış olacaktır. Yakınlarını kaybeden çocukların hepsi de isimleri belirlenerek ve ücretsiz olarak Çocuk Psikiyatrisi kliniklerinde durumları takip edilmelidir. Bunu ailelerden beklemeden devletin sağlaması en uygun olanıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Depremin, çocuğun ruh sağlığına yapabileceği etkiler bazı kimselere çok küçük, basit bir konu gibi gelebilir. Ancak küçük birikimler insanın ruh sağlığının bozulmasında büyük etkiler yapabilir. Bu noktadan hareketle problemin başından çözümlenmesi hem anne-babanın, hem de konuyla ilgili sorumluların bir görevidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Deprem gibi bir felaketle başa çıkmak, hem ailelerin hem de çocuklar için çok zor bir iştir. En başta, hayatlar altüst olmuştur. Pek çok yeni ve bilinmeyen zorlukların üstesinden gelmek durumunda kalınır. Evlerin yeniden inşa edilmesi ya da tamir görmesi, iş değiştirmek zorunda kalmak ve mahremiyetin kaybolması gibi pek çok olay herkesi derinden etkileyebilir. Bu ani değişikliklerle başa çıkamayacağınızı sanabilirsiniz. Kuşkusuz bu felaketlerde de yaşadığınız sıkıntıları en iyi siz biliyorsunuz. Ama eğer imkan bulabilirseniz, yaşadığınız sıkıntılarla başedebilmek için lütfen bu önerileri de dikkate alınız. Bu durum her an herkesin başına gelebir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Merve AYDIN</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EĞİTİMCİ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/merveaydin/okul-oncesi-donem-ve-deprem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EV ZİYARETLERİNİN, TAŞRADA ANAOKULU EĞİTİMİ GÖREN ÇOCUKLARIN AİLELERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/muhammetaliozdogan/ev-ziyaretlerinin-tasrada-anaokulu-egitimi-goren-cocuklarin-aileleri-uzerindeki-etkisi.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/muhammetaliozdogan/ev-ziyaretlerinin-tasrada-anaokulu-egitimi-goren-cocuklarin-aileleri-uzerindeki-etkisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 21:27:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muhammet Ali ÖZDOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi ev ziyareti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[EV ZİYARETLERİ: Okul öncesi eğitim kurumlarında yapılan aile katılımı çalışmalarından biriside; ev ziyaretleridir. EV ZİYARETLERİNİN ÖNEMİ: Ev ziyaretlerinin okul öncesi dönemde aile katılımı süreci içerisinde önemli bir yeri vardır. Ev ziyaretleri çocuğu ve aileyi tanımak için kullanılan en iyi yöntemlerden biridir. ARAŞTIRMANIN AMACI: Bu araştırmada, ev ziyaretlerinin taşrada anaokuluna devam eden öğrencilerin aileleri üzerindeki etkisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/RF4470779.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-274" title="EV ZİYARETLERİNİN, TAŞRADA ANAOKULU EĞİTİMİ GÖREN ÇOCUKLARIN AİLELERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/RF4470779.jpg" alt="" width="400" height="269" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">EV ZİYARETLERİ:</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Okul öncesi eğitim kurumlarında yapılan aile katılımı çalışmalarından biriside; ev ziyaretleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">EV ZİYARETLERİNİN ÖNEMİ: </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ev ziyaretlerinin okul öncesi dönemde aile katılımı süreci içerisinde önemli bir yeri vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Ev ziyaretleri çocuğu ve aileyi tanımak için kullanılan en iyi yöntemlerden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ARAŞTIRMANIN AMACI:</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu araştırmada, ev ziyaretlerinin taşrada anaokuluna devam eden öğrencilerin aileleri üzerindeki etkisi incelenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-273"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">GİRİŞ:</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikli olarak taşrada yaşayan ailelerin profilini ve ev ziyaretleri ile ilgili düşüncelerini inceleyecek olursak;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">AİLELER:</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Çocuklarıyla olumlu bir iletişim kurmaktadır.</li>
<li>Ailelerin % 40 çiftçi, % 60 ise devlet memuru veya işçidir.</li>
<li>Aileler genelde büyükleri ile birlikte (dede-nine), tek katlı, 2-3 odalı ve sobalı evlerde yaşamaktadır.</li>
<li>Ailelerin % 100’ü anaokulunda gerçekleştirilecek olan aile katılım etkinliklerinde yer almak istemektedir.</li>
<li>Ailelerin % 100’ü yapılan ev ziyaretinden memnun kalmıştır.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">SONUÇ:</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">*  <span style="text-decoration: underline;">Ev ziyaretleri ile,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">1.Öğretmen:</span></em></strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Aileleri, ailelerin yaşam alanlarını ve değerlerini yakından görme ve tanıma fırsatı bulmuştur.</li>
<li>Ailelerin çocuğuna karşı tutum ve davranışlarını yakından gözlemlemiştir.</li>
<li>Ailelerin çocuğu ve anaokulu ile ilgili beklentilerini net bir biçimde dinleme fırsatı bulmuştur.</li>
<li>Sınıfta sorunlu olan çocuğun, sorununun nedeninin kaynağını ev ortamında gözlemleyebilmiştir. (dede-nine, şımarıklık faktörü, parmak emme, tırnak yeme gibi)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">2. Aileler: </span></em></strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Öğretmen ile daha yakından konuşma fırsatı bulup, öğretmene duygu, düşünce ve sıkıntılarını rahatlıkla ve açık bir şekilde ifade edebilmiştir.</li>
<li>Öğretmen tarafından çocuklarının eğitimine değer verildiğini fark etmiştir.</li>
<li>Ailelerin (özellikle babaların) çocuklarının eğitimine ilgisi artmıştır.</li>
<li>Öğretmenin eve gelmesinden hem aile hem çocuk ziyaret sonrası mutlu olmuştur.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ÖNERİLER: </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Okul Öncesi Öğretmenleri:</span></em></strong><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li>Ev ziyaretleri için planlı ve programlı çalışmalar yapmalı,</li>
<li>Her çocuğun ailesini mutlaka evinde ziyaret etmeli, çocuğun ve ailenin davranışlarını ev ortamında mutlaka gözlemlemeli,</li>
<li>Planladığı ev ziyaretlerinde mutlaka çocuk ile ilgilenen aile fertlerinin hepsinin bir arada bulunmasını sağlamalı, her ferdin görüşünü almalı,</li>
<li>Ev ziyaretlerini planlarken ailelerin kültürel farklılıklarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalı,</li>
<li> Ev ziyaretini uzun tutmamalı,</li>
<li>Ev ziyareti çalışmalarının daha etkili, kalıcı ve sürekli bir şekilde yürütülmesini sağlamalıdır.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Not:</span></em></strong><strong><em> Bu yaz ı aynı zamanda 15.05.2010 tarihinde İgeder&#8217;in düzenlediği okul öncesi öğretmenleri zirvesinde katılımcılara sunum olarak tebliğ edilmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Muhammed Ali ÖZDOĞAN</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EĞİTİMCİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/egitimciler/muhammetaliozdogan/ev-ziyaretlerinin-tasrada-anaokulu-egitimi-goren-cocuklarin-aileleri-uzerindeki-etkisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMU SEÇİMİ</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/okuloncesiegitimyazarlari/aysenurtezel/okul-oncesi-egitim-kurumu-secimi.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/okuloncesiegitimyazarlari/aysenurtezel/okul-oncesi-egitim-kurumu-secimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 20:20:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayşenur TEZEL]]></category>
		<category><![CDATA[ANAOKULU SEÇİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMU SEÇİMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle herkese kucak dolusu sevgiler. Tatilin ve güneşin keyfini çocuklarınızla birlikte doyasıya yaşadığınız şu günlerde aklınızın bir köşesinde “okulda” olduğundan eminim. Özellikle bu yıl ilk defa çocuklarını okul öncesi eğitime gönderecek olan velileri şimdiden tatlı bir telaş sarmıştır bile. Anne-Baba olarak hepimizin tek düşüncesi çocuklarımızın iyi bir eğitim almalarıdır. Bunun için de okul tercihi çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/okulsecimi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-290" title="OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMU SEÇİMİ" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/okulsecimi.jpg" alt="" width="400" height="266" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle herkese kucak dolusu sevgiler. Tatilin ve güneşin keyfini çocuklarınızla birlikte doyasıya yaşadığınız şu günlerde aklınızın bir köşesinde “okulda” olduğundan eminim. Özellikle bu yıl ilk defa çocuklarını okul öncesi eğitime gönderecek olan velileri şimdiden tatlı bir telaş sarmıştır bile.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-268"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Anne-Baba olarak hepimizin tek düşüncesi çocuklarımızın iyi bir eğitim almalarıdır. Bunun için de okul tercihi çok önemlidir. Seçeneklerin fazla olduğunu düşünürsek ve bunu göz önünde bulundurarak önceliklerimizin neler olduğunu belirlersek sonuca daha çabuk ulaşırız. Bunun için de aile fertlerinin birlikte hareket etmeleri çok önemlidir. Kişiden kişiye etkenler değişebilir. Bazıları kurumun yakın olmasını tercih ederken bazı ailelerde yeter ki iyi bir eğitim alsın da uzak  da olsun diyebilir. Bu gibi noktaları göz önüne alırken çocuğumuzun özelliklerine uygun bir kurum olmasını da düşünmeliyiz. Kurumun fiziksel özelliklerini, yönetimin ve personelin kimlerden oluştuğunu, sınıf mevcutlarını incelemek gereklidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili ebeveynler, belirlediğiniz okulları öncelikle eşinizle birlikte ziyaret etmelisiniz. Böylece aklınızda bulunan tüm soruları sorabilirsiniz. İlk anda sizin de yabancı olduğunuz bir ortamda çocuğunuzla bulunmanız yeterince bilgi almanıza engel teşkil edebilir. Bu yüzden çocuğunuzu daha sonra kriterlerinize uygun olarak belirlediğiniz okula ziyarete götürmelisiniz. Onun da bulunduğu ortamı ne kadar sevip sevmediğini gözlemlemeniz gerekir. Okulun her köşesini gezdirmeli burada nasıl vakit geçireceği hakkında küçük keyifli bilgiler vermeliyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Tam gün ya da yarım gün olan bir eğitim kurumu, özel ya da devlet hangisi olursa olsun öncelikle sağlıklı, keyifli,eğlenceli, eğitici, öğretici bir yıl geçirmenizi içtenlikle  dilerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu benim Okul Öncesi Yazarlar Sitesi’ne ikinci yazım. İlkinde teşekkür etme fırsatı bulamamıştım. Kime mi? Tabi ki Sayın Alper Yusuf Köroğlu’na… Çok teşekkür ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Ayşenur TEZEL</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EĞİTİMCİ &#8211; YAZAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/okuloncesiegitimyazarlari/aysenurtezel/okul-oncesi-egitim-kurumu-secimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK EĞİTİMİNDE DİSİPLİN VE SINIRLAR</title>
		<link>http://www.okuloncesi.gen.tr/digeryazarlar/gulnurtanyerikesgin/cocuk-egitiminde-disiplin-ve-sinirlar.html</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.gen.tr/digeryazarlar/gulnurtanyerikesgin/cocuk-egitiminde-disiplin-ve-sinirlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 19:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gülnur Tanyeri KESGİN]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK EĞİTİMİNDE DİSİPLİN VE SINIRLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.gen.tr/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar, kurallarını bilmedikleri bir dünyaya doğarlar. Anne babalarının ve çevresindekilerin kendilerinden ne beklediğini bilmezler ve şiddetle bunları bilmeye ihtiyaç duyarlar. Büyüdükçe kendilerinden beklenenlerin değişmesi ve çeşitlenmesi ise, durumu daha da zora sokmaktadır. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir, ama ana-babaların öğretmeye çalıştığı dersler ve gönderilen sinyaller çok net olmadığı zaman, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/disiplin.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-265" title="ÇOCUK EĞİTİMİNDE DİSİPLİN VE SINIRLAR" src="http://www.okuloncesi.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/disiplin.jpg" alt="" width="385" height="480" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Çocuklar, kurallarını bilmedikleri bir dünyaya doğarlar. Anne babalarının ve çevresindekilerin kendilerinden ne beklediğini bilmezler ve şiddetle bunları bilmeye ihtiyaç duyarlar. Büyüdükçe kendilerinden beklenenlerin değişmesi ve çeşitlenmesi ise, durumu daha da zora sokmaktadır. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir, ama ana-babaların öğretmeye çalıştığı dersler ve gönderilen sinyaller çok net olmadığı zaman, kolayca yıkılabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-264"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında, yetişkinler için de durum çok farklı değildir. Yeni bir yere taşındığımızda ya da yeni bir işe başladığımızda oradaki mevcut düzenin yazılı ya da yazılı olmayan kurallarını bilmemek, bizleri de kaygılandırır. Bir takım yönergelere ihtiyaç duyarız. Yaptığımız davranışlar beğenildiğinde ya da tepki gösterildiğinde, bunun sebebini ve çözümünü öğrenmek isteriz. Kendimizden emin olamayız, kaygı ve gerginlik hissederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sınırların yeterince açık olmadığı ailelerde yaşayan çocuklar da aynı şeyleri yaşarlar. Dünyayı tanıyıp, kendi başlarına bir şeyler yapmaya, yeni yeni ilişkiler kurmaya başladıklarında değişik tepkilerle karşılaşırlar. Bunlarla başa çıkabilmeleri için ihtiyaçları olan en önemli rehber, net sinyallerdir. Onaylanmayı ve takdir görmeyi isteyen çocuklar, hangi davranışın bu olumlu duygulara götürdüğünü öğrenmek için, net mesajlara ihtiyaç duyarlar. Mesajlar ve çizilen sınırlar anlaşılır ve tutarlı olduğu sürece, çocuklar için onları anlamak ve uygulamak kolay olacaktır. Sınırlar net olmadığında, çocuklar bu sınırların dışına çıkıp başlarını belaya sokabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çocuklar, çevreleriyle olan ilişkilerinde nerede durmaları gerektiğini deneyimleyerek öğrenirler. Zaman içinde yaşadıklarından çıkarımlarda bulunarak, yetişkinlerin güç ve kontrollerinin derecesini belirlerler. Bunun için de takip ettikleri yol oldukça etkilidir: “Yapmak istediklerini yap ve izle”.   Çocuklar güç, otorite ve kontrol konusunda evde aldıkları dersleri asla atlamaz, biriktirir ve ileride mutlaka karşımıza çıkarırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çocukların hepsi, yeterlilik ve yeteneklerini fark etmek ve var olanın üzerine çıkarabilmek için,  kendi yaşamlarına ait özgürlük, güç ve kontrole ihtiyaç duyarlar. Yeni doğan döneminden başlayarak çizilmesi gereken sınırlar, çocuğa ihtiyaç duyduğu özgürlük, güç ve kontrol imkânını sağlar. Çocuklara çizilecek sınırların genel hatlarını, ebeveyn belirlemekle birlikte, çocuğun kişilik özellikleri; sınırların şekillendirilmesinde, esnetilmesi ya da genişletilmesinde önemli bir etkendir. Ayrıca, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır. Belirlenen sınırlar, esnek ama gevşek olmayan; belirli ama tartışılamaz olmayan; tutarlı ama gerektiğinde değişebilir; zorlayacak ama incitmeyecek ve örselemeyecek nitelikte olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çocuklarımız,  bizlerin “ana-baba” olmamıza ihtiyaç duyarlar. Yani, güvende hissetmelerini sağlayacak sınırları çizmemizi ve belirlediğimiz sınırları korumada kararlı olmamızı beklerler. Güven ve devamlılık duyguları bunlara bağlıdır. Sınırlar güven verir. Çocuklar, hatlarını bildiği alanlarda kendilerini güvende hissederler. Çünkü sınırı nereden ve nasıl zorlarsa ne ile karşılaşacağını bilir. O yüzden gereksiz hamleler yapmaz. Böylece, çocuğa ana-babalık konusunda yetkin olduğumuz mesajını da vermiş oluruz ki; bu çok önemli bir hediyedir ve çocuğa çok iyi hissettirir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çizdiğimiz sınırların geniş, gevşek ve belirsiz olması, bir anlamda sınır olmaması anlamına gelir. Bu durum, çocuk için ürkütücüdür. Çünkü bu koşullarda çocuk, neyi, ne zaman, nasıl ve ne için yaptığını ya da yapması gerektiğini bilmediği için, gerçek yaşama dair işe yarar deneyimler elde edememektedir. Kurduğu ilişkilerde tutarlı olamamakta,  kendi sınırlarının nerede bitmesi gerektiğini bilememekte, başkalarının özgürlüğünü göz ardı edebilmektedir. Çok geniş olan sınırlar çizen bir ailede çocuk durumu şöyle algılamaktadır: “Anne babamın izlememi istediği yolu çok iyi biliyorum. Ama bu yolu izlemek isteğime bağlı, zorunlu değilim. Sınırları görmezden gelebilirim, kabul edilebilir davranışların dışına çıkabilirim”. Sonuç olarak; sınırlar açısından kontrolsüz ailelerde, çocuklar sorumluluk kazanamazlar, çünkü onaylanamayacak davranışları ve seçimlerinden sorumlu tutulmazlar. Kontrolsüzlük, öğrenmeyi azaltır ve aşırı bir test etmeye yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sınırların çok katı, tartışılamaz ve değiştirilemez olduğu ailelerde de sıkıntı yaşanır. Bu tarz ailelerde çocuk durumu şöyle algılamaktadır;  “Anne babamın izlememi istediği yolu çok iyi biliyorum. Ama bu yolu izlemem çok zor ve sıkıcı. Çünkü bu yol çok dar”. Aşırı kontrollü ailelerde, çocuklara yeni yollar deneme ve araştırma için gereken özgürlük verilmemekte ve öğrenme için gereken zeminler engellenmektedir. Aşırı kontrol, öğrenmeye engel olur ve isyankârlığı körükler.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Çocukların uygun yaşam becerileri geliştirebilmeleri ve sorumluluk sahibi bireyler olabilmeleri için; açık, dengeli, tutarlı ve net kurallara ihtiyaçları vardır. Dengeli sınırlar, çocukların yeni beceriler edinmek için, ihtiyaç duydukları alan ve özgürlüğü sağlar. Sınama ihtiyaçlarını azaltır, isyankârlığı engeller ve sorumluluk duygusu kazanımına yardımcı olur. Dengeli kontrol, sağlıklı büyüme ve gelişme için olanak verir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Söz konusu kavram sınırlar olunca, disiplin kavramını da açıklamak gerekmektedir. Disiplin yerleşik anlamından farklıdır ve daha fazlasını ifade etmektedir. Disiplin, katı kurallar ve ceza çeşitlerinin toplamı değildir. Sınırlandırmak, bilgi vermek ve eğitmektir. Evde kullanılan kurallar, çocuğun disiplin anlayışının temelini oluşturmaktadır. Erken yaşlarda “Çocukerkil bir ailenin hükümdarı” olmak dışarıdan onaylanabilir, hatta sevimli görünse de, küçük hükümdar bir süre sonra ailesi için dahi, ürkütücü olabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Ev içindeki disiplin sorunlarının önlenmesi, anne babaların can alıcı önemdeki bir sorumluluğudur. Bu sorumluluk temelde dört etkileşim alanını içerir:</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Anne babanın çocuklarını sevme biçimi,</p>
<p style="text-align: justify;">Anne babanın anne babalık etme biçimi,</p>
<p style="text-align: justify;">Anne babanın birbiri ile ilişki kurma biçimi,</p>
<p style="text-align: justify;">Anne babanın çocuklarını eğitme biçimi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu dört etkileşim alanında birbiri ile tutarlı olarak yapılacak değişiklikler, karşımıza disiplin duygusu gelişmiş, sorumluluk sahibi, öğrenmeye hevesli, kararlarının arkasında durabilen, özgür bireyler çıkaracaktır. Sonuç olarak, tanımladığımız bireylere ulaşmanın yolu, bizlerin doğru anne babalar olmamızdan geçiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kolaylıklar diliyorum…</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><em>Not: Bu yazı aynı zamanda Okul Öncesi Rehberi’nde yayınlanmıştır.</em></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>Gülnur TANYERİ KESGİN</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>UZMAN PSİKOLOG</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.gen.tr/digeryazarlar/gulnurtanyerikesgin/cocuk-egitiminde-disiplin-ve-sinirlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

