Son yılların kâbusu: KOAH

  • 10 Aralık 2014
  • 111 kez görüntülendi.
Son yılların kâbusu: KOAH

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fadime Tülücü, dünyada yüzde 5 ile 20 arasında görülme sıklığı olan KOAH hastalığının hayati risk taşıyan hastalıklar arasında 3. sıraya yükseldiğini söyledi.

İHA’da yer alan habere göre Tülücü yaptığı açıklamada, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın (KOAH), akciğerde hava akımı kısıtlanması ile karakterize olarak ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümlü olmayan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığı olduğunu, zararlı gaz ve partiküllerin solunması ile oluşan, mikrobik olmayan bir iltihaplanmaya bağlı gelişen KOAH’ın, sadece akciğerle sınırlı kalmayıp diğer organları da ilgilendirdiğini kaydetti.

Tülücü, dünyada KOAH’ın yüzde 5 ile 20 sıklığında görüldüğüne dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Hayati risk taşıyan hastalıklar sıralamasında hızla 3. sıraya yükselmektedir ve sakatlığa yol açan hastalıklar arasında 13. sıradadır. Yapılan çalışmalarda, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, yüksek tansiyon şikayetleriyle dahiliye ve kardiyoloji servislerinde yatan hastaların yaklaşık yüzde 35’ine KOAH’ın da eşlik ettiği ve bunun sonucunda hastalıkların daha ağır seyretmesine sebep olduğu belirlenmiştir. Buna rağmen, yapılan araştırmalar dünyada KOAH’lı hastaların yalnızca yüzde 25-50’sinin tanı aldığını göstermiştir.”

YİNE TÜTÜN MAMULLERİ

KOAH hastalarının yüzde 90’ında tütün ürünleri (sigara, pipo, puro, nargile vs.) kullanımı veya dumana maruz kalmadan kaynaklandığını belirten Tülücü, “Bunun dışında, ısınma, yemek pişirme gibi sebeplerle kapalı ortamda odun, kömür gibi organik yakıtların kullanılması, dumanının solunması veya bazı meslek gruplarında (maden, metal, odun, kağıt, tahıl, çimento, tekstil işçiliği vb.) toz, duman ve zararlı gazlara maruz kalmak da hastalık için risk oluşturmaktadır. Yaşanılan şehrin hava kalitesi KOAH hastalığına neden olabileceği gibi, daha çok hastalığın seyri ve atakların sıklığında etkin rol oynamaktadır. Hastaların yüzde 1’inden az bir kısmında, özellikle genç yaş gruplarında; akciğer hasarına yol açan genetik bir hastalık rol oynar. Astım da, KOAH riskini 12,5 kat artırır” dedi.

Zatürre ve grip aşılarının yapılması, dengeli beslenme, hastanın standart kilosuna kavuşturulmasının da tedavinin birer basamağı olduğuna işaret eden Tülücü şöyle devam etti:
“Doğru nefes almayı, balgam çıkarmayı, solunum kaslarını en az eforla en iyi şekilde kullanmayı ve güçlendirmeyi öğreten pulmoner rehabilitasyon programları uygulanır. Hastaya atak için risk faktörleri öğretilip, nasıl korunması gerektiği anlatılır. Akciğerlerin daha iyi çalışması için egzersiz zorunludur; fakat hastalar genellikle, nefes darlığı nedeniyle egzersiz yapamayacağını düşünür veya nefes darlığının artacağından korkarlar. Bu düşünce doğru değildir; aksine, hareketsiz kalınması, kasların zayıf düşmesine ve nefes darlığının artmasına neden olur. Hareketli ve aktif bir yaşam akciğer kapasitesini arttırır, hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Bu nedenle herkesin yapabileceği en kolay ve etkili egzersiz yürüyüştür. Sağlıklı bir yaşam için, KOAH’dan korunmak veya hastalığınızın ilerlememesi için yürüyün, her gün bir adım fazla yürüyün.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ